Sensizlikten Korkuyorum

Yazmıyorum uzun zamandır, aslında yazmak istiyor ama durduruyorum yüreğimi.
Korkuyorum çünkü; hani yazarsam…
Hani dökersem içimi tüm korkularımın gerçekleşmesinden korkuyorum.
Seni kaybetmekten…
Sensizlikten, evet sensizlikten çok kokuyorum.
 
Öyle ki düşünmek bile korkutuyor beni, hani düşünürsem o an gerçek olacakmış ve her şey geçmişte bir anı olarak her daim acı verecekmiş gibi geliyor bana. Acısını geçtim seni bir daha görememek korkusu büsbütün susturuyor düşüncelerimi.
 
Ne çok kızmışımdır sana kim bilir ve belki ne çok kızdırmışımdır.
Ama yine de her şeye rağmen ve tabii ki herkese rağmen, sevmekten vazgeçmedim seni.
Ve biliyorum ki sen de beni.
 
Aslında hiçbir gün gecenin bir yarısı seni kaybetme korkusuyla ter içinde uyanacağımı düşünmedim ben. Hiç aklıma gelmedi bir gün gidebilme ihtimalin.
 
Hani söz vermiştin ya bir kere bana, sarılıp sımsıkı asla gitmeyeceğim ve gitmene izin vermeyeceğim diyerek alnıma sıcacık bir öpücük kondurmuştun güvenle de;  ben kocaman bir gülümseme ile cevap vermiştim ya sana…
 
 İşte o zamandan beri korkmuyordum hiçbir şeyden.
 
Ve  o günden beri,  hiç bu korkuyla baş başa kalacağımı düşünmedi yüreğim.
 
Belki de şimdiki çaresizliğimin ana nedeni bu kim bilir, belki de hep var olacağın düşüncesi ile tüm güçsüzlüğümü attım kenara da; sırtımı dayayıp sana, hep arkamda olduğunu bilmek huzurla doldurdu içimi.
 
Sen kendimi hep iyi hissetmemi sağladın varlığınla. Sen hep biraz daha ileriye gitmem için neler gerekli öğrettin. En önemlisi de her ne olursa olsun vazgeçmemeyi gösterdin.
 
Off…
 
Yazamıyorum hala, bak ne kadar da uzak kelimelerim, aslında düşüncelerim ne kadar da basit. Söylemek istediklerim o kadar yalın ki aslında.
Aslında içimden geçenler…
İçimden geçenler küçücük bir kız çocuğunun çığlıkları ile gözyaşı olup akıyor yanaklarıma.
Öyle ki yırtıyor benliğimin tüm zerrelerini ve ben yine de susuyorum…
Yazmıyorum…
Uzun zamandır yazmıyorum.
Senin gidebilme ihtimalini öğrendiğimden beri hiçbir şey yazamıyorum.
 
Ve her gece bir çocuk dikilip karşıma ağlıyor, deli gibi ağlıyor yüreğimde.
Çığlık çığlığa sesleniyor sana…
 
Baba seni çok seviyorum, ne olur gitme…
 
Ben kulaklarımı tıkıyorum, çünkü senin gidebilme ihtimalini hiç sevmiyorum…
Sen de sevme ne olur, hani gitmemeye söz vermiştin ya o küçük kızına, büyüse de verdiğin sözü unutma ve gitme.
Çünkü başa çıkamaz sensizliğin acısıyla. Başa çıkamaz babasını bir daha görememe ihtimaliyle.
 
Bu yüzden gitme.
Sakın bizi terk etme.
 
Küçük bir kız çocuğu bağırıyor içimde feryat figan, baba gitme… Sakın gitme… Bizi terk etme… Daha büyümedim ben, hem bak gitmezsen söz polis olacağım bu sefer. Bu sefer dinleyeceğim seni. Tutturmayacağım ben gazeteci olacağım, tutturmayacağım polis yapamazsınız beni diye. Ben istediğim mesleği yapacağım demeyeceğim söz.
Gitme, gitme ki gör…
Bırak benimle gurur duyabilmeni sağlayayım sana. Hani hiçbir işe yaramadığımı düşünüyorum da sen varlığımın ne kadar önemli olduğunu anlatıyorsun ya bana.
Gitme, gitme ve gör; senin de ne kadar önemli olduğunu bizler için.
 
Hem bana takıldığında kızmayacağım da sana artık, sinirlendirmek için ne yaparsan yap kızmayacağım, hatta istediğin kadar kızdır beni. Tek kelime etmeyeceğim sana…
 
Yeter ki gitme…
Gitme yeter ki, sakın bizi bırakma burada sensiz…
 
Yada boş ver her şeyi, bir neden sunmam gerekmez ki sana.
 
Sen babamsın, sen güç verensin yüreğime. Sen varlığınla kendimi hep güvende hissettirensin.  Bazen kızsam da sana, yada kızdırsam da hep sevdiğim ve sevmekten asla vazgeçmeyeceğim tek adamsın dünyada.
 
Seni seviyorum ben, çok seviyorum ve gitmeni istemiyorum anla.
 Hatta hani dersin ya hep sen…
İzin vermiyorum…
Evet yanlış duymadın beni, izin vermiyorum gitmene.
 Hakkın yok çünkü beni sensiz bırakmaya, hiçbirimizi çaresiz bırakıp gitmeye hakkın yok;  hastaysan iyileşmeyi bilmelisin…
Sen babasın, güçlü olansın.
Hastalansa bile vazgeçmeyen güçlü olmaktan.
 Kızlarını asla bırakmayan.
Bu yüzden izin vermiyorum ben gitmene.
 
Büyüdüğüme bakma baba, hala küçücük bir kız çocuğuyum ben. Hala sana ihtiyacı olan, hala döndüğünde arkasını babasını görmek isteyen.
 
Bu yüzden gitme.
 Ne olur gitme, güçlü ol ve yen bu içine düştüğün durumu.
 
Hani horlamandan dolayı uyuyamazdım ya eskiden, şimdi horlamadığın anda kalkıyorum yatağımdan. Kan ter içinde koşuyorum yanına. Sen duymuyorsun beni belki ama, nefes alışını dinliyorum usulca. İçimdeki korku öyle belirginleşiyor ki, yatağıma döndüğümde kulağım hep sende. Kızdığım horlaman bu sefer rahat nefes aldırıyor bana.
 
Elimde değil, istemiyorum gitmeni, ben hiç sensiz kalmadım çünkü. Sensiz nasıl yaşanır bilmem, nasıl durulur ayakta. Sen olmadan nasıldır dünya bilmem ve bilmekte istemem. Bu yüzden hani diyorsun ya kalbini tutup, aslanlar gibi girip Allah’ın izniyle çıkacağım diye. Dediğin gibi yap olur mu, çıkmamazlık yapma sakın, sakın bırakıp gitme bizi o masada.
 
Korkularım, bak yine çıktılar gün yüzüne.
Susuyorum bu yüzden, çünkü gerçek olmalarını istemiyorum.
Susuyorum çünkü biliyorum sen kızın üzülse hissedersin, içimdeki küçük çocuğun çığlıkları duyarsın mutlaka ve terk etmezsin onu.
Ama o söylemekten korkar, düşünmekten hatta bu nedenle kelimelerini atar çöpe.
Bu yüzden yazmaz uzun zamandır.
Bu yüzden yazamaz…
 
Sırf sen gitme diye, yada gitme ihtimalini düşünmek bile yorduğu için onu, çok üzdüğü için susar kızın.
 
Anla işte; yazmıyorum uzun zamandır, aslında yazmak istiyor ama durduruyorum yüreğimi. Korkuyorum çünkü; hani yazarsam…
Hani dökersem içimi tüm korkularımın gerçekleşmesinden korkuyorum.
Seni kaybetmekten…
Sensizlikten, evet sensizlikten çok kokuyorum.
 
Lütfen bırakma beni sensiz, ne olur bu yüzden gitme.
Sakın yatacağın o masada bizi terk etme.
 
Ve sakın unutma, sen dünyada sevmekten vazgeçmeyeceğim tek adamsın…
Çünkü sen babamsın…
 
Ve kızın sensizlikten çok korkuyor baba...
 
Meral BİLGİÇ

Yorum Yaz