Ağustos 30, 2008 - Ben... Aslında çok korkuyorum...-4
 Çay kokusu geldi burnuna genç kızın; ama yine de açmak istemedi gözlerini. Gelip uyandırmasını bekledi onu. Hep böyle yapardı, uyansa bile açmazdı gözlerini ve bekledi. Kocaman bir sarılma beklerdi, küçük bir buse ve gözlerini açtığında ona bakan bir çift güzel gözün ardından muhteşem bir gülümseme. Ya da dayanamaz aynısını o yapıverirdi bazen. Uyurken gülümsemesine anlam veremedi Nur, çayları koymuştu ama ses etmedi. Genç kız huzur dolu kalbiyle bekliyordu hala ama kaldıran olmayınca açıverdi gözlerini. Yanında onu göreceğini umut ederek ve bir anda o küçük odanın içinde en baştaki yatakta buldu kendini. O anda kocaman bir el çekip kalbini söktü sanki yerinden, gülümsemesi boğuldu göz pınarlarının içinde. Nur o sırada uzattı çay fincanını. Demiştim ya hani, çaylarımız dedi usulca . Yerinden doğrulduğunda ince bir sızı girdi karnına genç kızın. Yüzünün şekli değişti iyiden iyiye… Olur böyle, geçer birazdan dedi gülümseyerek Nur. Teşekkür ederim… Bir yudum aldı fincandan Yağmur, saçlarını attı geriye. Keşke uyanmasaydım diye geçirdi içinden. Ne güzeldi uyku. Birden yağmurun sesi duyuldu, sanki ağlayamamasına inat deli gibi akıyordu bulutlar sokaklara. Dışarıda hayal etti kendini, iki elini açmış ve başını gökyüzüne çevirmiş bir halde hayal etti sadece. Sırılsıklam olana kadar bekledi yağmurun altında. Neden titriyorsun kızım? Yağmur… Dedi gülümseyerek, bir an dışarıda gibi hissettim kendimi. Isınmak istercesine bir yudum daha aldı fincanından. Ne zamandan beri uyuyorum ben biliyor musunuz? İğne vuracaklar sanıyordum ama doktoru bile göremedim. Çok korkuyordun ondandır diye geçiştirdi Nur genç kızı. Keşke yeniden uyutsalar, ne kadar da huzurluydum oysa. Sanki hiçbir şey değişmemiş gibiydi. Diye geçirdi içinden. Ya da keşke uyumaya ihtiyaç duymasaydım hiç… Sustu tekrar, elindeki fincanı koydu masanın üstüne ve elinde telefonu tekrar tekrar sustu. Nur oturdu kendi yatağına, sadece izledi. Eli telefonda gidip gidip geliyordu, bir şeyler yazıyor sonra siliyordu sebepsiz. Neden devamını getiremiyorsun. Getiremem… İyi ama neden? Hakkım yok belki, belki de gerek yok. Bir işe yaramayacaksa yazmamın ne anlamı var. Gururumu incitmenin. Yalnızlığın ne anlamı var peki güzel kızım. İhtiyacım var sana demek neden bu kadar zor geliyor sana. Alışmam gerek çünkü, ona ihtiyacım olmaması gerek. At onu tamam, bari bir arkadaşını çağır yanına. Gülümsedi, arkadaş… Hangisini diye geçirdi içinden. Arkamdan oyun oynayıp, konuşan dostumu mu; yoksa ihtiyacı olmadığında beni bir kez bile aramayan dostumu mu? Boş verin dedi umursamaz gözükerek ama kelimenin can acıcılığını derinden hissederek genç kız. Ses etmedi Nur, konuşmanı onu yorduğunu fark etti biraz, biraz da susmayı tercih ettiğini anladı belki kim bilir. Üstelemedi… Demek uyandınız diyerek içeri girdi bir doktor. Merhaba, evet ama neden uyuttunuz beni anlamadım. Öyle gerekti, çok gergindiniz. Saat 23:00 gibi tekrar alacağız sizi, bu sefer uyku testine gireceğiz biliyorsunuz. Ben olmayacağım ama nöbetçi arkadaşım bu konuda ilgilenecek sizinle. Sonuçlar peki? Bayramda kalmak istemiyorsunuz, bugün Perşembe olduğunu düşünürsek… Yarın çıkışınızı yapacağız. Yani… Yani bayramdan sonraki ilk gün her şey netleşmiş olacak umarım. Çok uzun… Diye geçirdi içinden Yağmur. Anlamadım? Yok, yani yok bir şey… Peki, şimdi mümkün olduğunca kafeinden uzak dur ve uyku açan her türlü şeyden. Çay gibi… Diyerek çay fincanını işaret etti doktor. Zaten birkaç… Olsun… Uzak durun, geçmiş olsun … Diyerek çıktı odadan. Bayramdan sonra, zaman nasıl geçecek. Ya korkuya kapıldığım bir anda ararsam seni, ya herhangi birini ararsam. Ya kırgınlıklarımın üstüne daha büyüklerini eklersem. Güçlü olmamı sağla Allah’ım, sen güçlü olmamı sağla n’olur. Senden başka sığınağım yok, senden başka güç veren… Sen yardım et bana n’olur… Nur’a doğru baktı usulca, korkuları gözünden okunuyordu. Biliyor musunuz, o kadar uzun ki süre, ya … Ya bir yılgınlık anında unutursam diye kırıklarımı çok korkuyorum ben. Lanet olsun sana ihtiyacım var demek istemiyorum ama o kadar fazla zaman var ki çok korkuyorum… Gülümsedi yaşlı kadın… Keşke kızım… Dedi bakarak… Keşke… Meral BİLGİÇ Devam Edecek
|