Aşk her zaman vardı...

Ağustos 12, 2008 - Bulana Kadar Arayın Beni

Kategori: Yanilsamalar___


Korkuyorum…

Evet, fazlasıyla korkuyorum şu sıra.

 

Sebepsiz değil elbet korkumun sebebi ya hani bilsem de nasıl kaçacağımı bulamıyorum.

Adım attığım anda bakınmaya başlıyorum, bir anda kaybolacakmışım gibi geliyor ortadan…

Bir gün birden sessizlik hâkim olacak ve ben bulanamayacağım sanki.

Hayır, bu benim kaçışım değil; o hep istediğim kaybolma duygusu da…Tipik bir gitmek istiyorum bu kentten, yordu insanlar beni artık sözleri de savurmayacağım inanın bana.

 

Sadece…

Bilmiyorum işte anlatamam ki her şeyi.

Sadece korkuyorum,

Bunu bilin yeter, ben gerçekten korkuyorum…

 

Hani olurda bir gün gözükmezsem ortada bilin ki bulmuştur korkularım beni, hani aradığınızda ulaşılmazsa telefonuma ya da birileri deli gibi ararken bulunamıyorsam eğer. Kimse nerde olduğumu bilmiyor ve ben çıkmıyorsam ortaya…

Çıkmak istemediğimden değildir inanın…

 

İnanın n’olur…

Ve n’olur bulana kadar aramaktan vazgeçmeyin beni…

 

Her vazgeçişinizde geleyim hafızanıza…

Korkularımla gelmeniz için dua ettiğimi, bilmediğim bir yerde sıkıştırılmış olduğumu getirin aklınıza, kaçamadığımı ve kaçamayacağımı…

Yardım çığlıkları atamadığımı, sadece yardım gelmesini ümit ettiğimi düşünün mesela…

Ve Lütfen…

Bulana kadar, evet bulana kadar aramayı bırakmayın beni.

 

Vazgeçtiğiniz anda nefesimi kestiğini düşünün bir şeylerin, tutun havayı solumama engel olan elleri… Yakalayın beni sıkıştıran ve saklayan gözleri…

 

Korktuğumu çok korktuğumu hatırlayın…

Ve yoksam ortalarda, nasıl da arttığını anlayın onların bu yok oluşun ardından.

 

Birileri ararken bana ulaşılamıyorsa artık telefonuma, bilin ki gerçeğe dönüşmüştür tüm korkularım.

Bilin ki bir el tutup götürmüştür de beni, ben kaçamıyorumdur…

Korkularımla birlikte bekliyorumdur sinmiş ve ürkek…

 

Yoksam ortada…

Eğer hiçbir yerde yoksam ben, aramaktan vazgeçmeyin beni…

 

Bilin ki, bilmediğim bir yerde sıkıştırılmış olan bedenim sizi beklemekte, yüreğim her gün yardım çığlıkları savurmakta esen rüzgârla da umut etmekte geleceğiniz günü…

 

Bilin ki beklemekte…

Bilin ki bu kayboluş elinde değil ve kaçamamakta bedenim…

Bilin ki gelmenizi ümit etmekteyim…

Bilin… Asla unutmayın… Sadece Bilin…

 

Korkuyorum…

Evet fazlasıyla korkuyorum şu sıra…

Kendi isteğim dışında kaybolmaktan korkuyorum…

Çok korkuyorum ya bir yandan da beni bulmadan vazgeçmeyeceğinizi diliyorum…

Sessiz haykırışlarımı duyun istiyorum…

Ben gerçekten korkuyorum…

 

 

Meral BİLGİÇ


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Eylül 6, 2007 - Acıyla kapanır son perde!

Kategori: Yanilsamalar___

 

 

 

Bir gün daha başlıyor işte ve bir gün bu yatakta söylenenleri duyarak ama cevap veremeyerek geçecek. Ne kötü bir durum bu bilemezsiniz , çünkü acıdan ölüyorum demek gerçekten ölmeye benzemiyor bunu şu an burada yatarken anlıyorum ve işte şimdi gerçekten acı çekiyorum.

 

Kıskançlık, üzüntü, unutulma korkusu...Vs...Vs...Vs... Her şey o kadar çok sıkıyor ki canınızı ve öleceğinizi bilmek ...

 

Çaresizlik...

 

Keşke ilk başlarda unutkanlıkla baş gösteren bu illet şimdi de işe yarasa da unuttursa bana her şeyi.

 

Önceleri sadece unuttuğum olayların neler olduğunu düşünmekle daha doğrusu neden unuttuğum sorusunun cevabını aramakla geçen günüm, bir uyku ilacının ardından rahatlamayla yastığa konulan bir baş ile son bulurdu.

 

Bir insan ölüme yakın olduğunu ne kadar hissedebilir.Çektiğimiz acıların ardından ölüyorum diye debelenirken acaba gerçekten öldüğümüzü anladığımızda neler yapabiliriz?

 

Bunları sadece düşüncede söylemek aslında ne kadar kolaymış bu günün anladım.

 

Gerçekten ölürken!

 

Çok değil, yeni yeni başlamıştı unutkanlığım, bir yere gider alacağım şeyi bırakın bir köşeye, geri dönmeyi unutur orada başka bir işe koyulurdum.İlk başta dalgınlık olarak gördüğüm bu davranış bir süre sonra daha belirgin hale gelmeye başladığında  ise artık çok geç olmuştu.

 

Kendimi bir hastanenin dört kişilik odasının en solundaki yatakta yatıyor bulduğumda bile aslında olayın ciddiyetinde olduğum söylenemezdi.Taa ki bugün annem gelip elimden tutarken ona cevap veremeyene kadar.

 

En çok okumayı severdim,kendi halimde bir yaşantım vardı ve en fazla terk eden sevgilinin sözlerine üzülür yada girdiğim bir borcu öderken sıkıntıya düşerdim. Çektiğim sevda acısıyla ölüyorum diye ağladığım geceler bilirim çok fazladır.

 

 

Ne komik ölüyorum...

O kadar kolay mıydı ölmek?

Değildi..

Değilmiş...

Anladım...

Çünkü ,şimdi gerçekten ölüyorum...

           

 

Söylediğim sözle gerçekten can çekişenlere haksızlık yaptığımı biliyorum şimdi oysa.

Aslında o zamanlar, gerçeklikten uzak sıradan oyuncuların canlandırdığı bir tiyatro oyununda farkında olmadan rol aldığımızı bilmiyordum.

 

Şimdi gerçekten sahne alınca anlıyorum ki ölmek hepsinden farklı bir şey..

 

Ve gerçekten çok acı.

 

Ne diyordum, unutkanlık...

 

Bir zamanlar her şeyi unutmak isterdim,bir anlığına da olsa hatırlamamak ve bakın gerçekleşti.Sanırım duaların gerçekleşmesi böyle bir şey.Yada ben yine saçmalamaya başladım iyice.

 

Normaldir, kimseye sesinizi duyuramadığınızda ve ölüm yanı başınızda olduğunda ağlamanın yanında böyle saçmalıyorsunuz da işte. Ve; ne, saçmaladığınızı kimse duyuyor ne de ağladığınızı fark edip gözyaşınızı siliyor. Çünkü o bile içinize akıyor.Akarken ise paramparça ediyor tüm benliğinizi.

 

Yine annem geldi.Bir süre onunla konuşmaya çalışayım izin verin. Çünkü onu bir süre sonra belki de hiç göremeyeceğim.Daha doğrusu ben görür müyüm bilmiyorum ama o hiç göremeyecek. Ve öldükten sonra beni unutmasını istemiyorum. Dedim ya kıskançlık; ölürken insan kıskançlığı da yaşıyor. Ve kıskançlığınızı benim şu an söylediğim sözlerle anlıyorsunuz...Tabii bu kendi ölümünüz gerçekleşirken olacak, ben ne kadar anlatsam da sadece yaşarken farkına varacaksınız.Neyse ,ne diyordum, annem...

 

Şimdi ben ölünce ya annem beni unutursa. Sonuçta tek çocukları değilim ki ben.Benim acım hafifleyecek elbette ama; anne o unutur mu,unutmaz dimi?Ya unutursa...

 

Anne...Unutma beni...

 

Ama...Ya unutursan...Annem....

 

Annecim elini hissediyorum,sen de duyuyor musun beni?

 

 

Beni unutmasını istemiyorum.Annemin sevgisini orada da duyumsamak istiyorum ben. Şimdi yanımda sessiz sessiz ağladığını duyuyorum ya içim yanıyor elbet...Elbet acı çekiyorum ve elbet dinsin istiyorum gözyaşları ama bana olan sevgisi gözyaşlarıyla birlikte son bulmasın n’olur.Yo...Yooo gitmek istemiyorum.Allah’ım duyuyor musun beni?İsyan ettiğimi sanma ama daha çok erken değil mi benim için?

 

 

Anne gitmek istemiyorum.Tut elimi duyuyorum seni...Sen de duy nolur.

 

 

Baba sende mi geldin.Halam,halacım hoş geldin...

 

 

Duymuyor mu bizi..

Hayır.Hep böyle hareketsiz duruyor.

 

 

Duyuyorum sizi,neden anlamıyorsunuz.Parmağımı kıpırdatamıyorum .Off Allah’ım n’olur n’olur..Duyun sesimi...

 

Kızım biz buradayız...Duymuyorsunuz belki ama hissedersin biliyorum.

 

Babacım duyuyorum...

 

 

 

İşte böyle bir şey acı çekmek.Zamanında anneme kızardım hatırlıyorum da.Birçok arkadaşım gezerken ben izin alamaz otururdum evde.Bir şey olmasından korktuğunu söylerdi.Keşke ona hiç surat asmasaydım o zamanlar. Bak şimdi sarılacak kadar vaktim bile kalmadı.

 

Anne gitme...

 

İşte yine yalnız kaldım.Babam gelmiyor çoğu zaman kalbi dayanmıyor beni öyle yatarken görmeye biliyorum ama ,gelse..Bilse hissettiğimi ve görmek istediğimi gelirdi kesin.Böyle arada bir uğramak yerine sürekli yanı başımda olurdu.

 

Unutkanlıkta kalmıştım değil mi?Unutkanlığımı ayrıldığım sevgilimden sonra bana bıraktığı depresyonun sonucu olduğunu düşünerek çok zaman kaybı yaşadım. Annem sabah arardı örneğin akşam ben neden aramadın beni diye kızardım ona. Yada içerde misafir varken kahve yapmaya gider,onları bile unutur bulaşık yıkamaya koyulurdum.

 

Ama yine de unutkanlığı dalgınlığın ardına saklıyor kötü bir şey aramıyordum. Yüzümde o şekilsiz pütürler çıktığında bile herhalde mikrop kaptı yüzüm diye düşünmüştüm. Neden sonra altındaki bezeyi fark ettiğimde arkadaşımın zoruyla hastanede buldum kendimi. Gitmememin sebebi ihmalkarlık değildi.Hayır sadece korkuydu. Tek başınıza, ailenizden uzak yaşamaya başladığınızda kayıplarınız ve korkularınız daha fazla oluyor çünkü. Kötü  çıkmasından korktuğumdan uzun bir süre savaş verdiğim doğrudur bu nedenle...

 

Ama bilseydim...

 

Bilseydim hiç ağlamazdım biliyor musunuz sevgilimin ardından ölüyorum diye.Bilseydim anneme hiç bağırmazdım; aslında onların yanından hiç ayrılmazdım bile.Ama artık çok geç bunları yapmak için...

 

Gerçekten çok geç.

 

Ne zaman her şey son bulacak bilmiyorum ama çok yakın olduğunu hissediyorum. Ve su an istediğim tek şey anneme onu ne kadar çok sevdiğimi söylemek.Sevgili Azrail duyuyor musun beni,buna izin verir misin bari en azından iki üç kelime etmeme?

 

Annem gene geldi, yemek yemiş iyi oldu, biraz yemesi gerek artık.Benim hastanede olduğumu öğrendiğinden beri tek gram bir şey yemiyor görüyorum.Ara sıra eski sevgilim geliyor.Ne garip ölüme bu kadar yakın değilken ve biz ayrıyken bile eski sevgilim dememiştim.Hep sevgilim diyor sonra düzeltiyordum yine unutkanlığın verdiği bir edayla.ama unutkanlıktan değildi hala onu sevdiğimdendi eskiyi yakıştıramamam.

 

Bugün yine gelecekti ,ne zaman gelir acaba?

 

Yavrum, güzel kızım...

 

 

Annem başladı yine sevmelerine beni. Saçımı okşadığını hissettiğimi bilse elini hiç çekmezdi öyle değil mi başımdan.Yada elimi bırakmazdı hiç..Ama bilmiyorum...Sesimi duyuramıyorum ki...Yine sicim gibi akmaya başladı işte gözyaşları..

 

Annem,güzel annem..Canım annem ağlama n’olur.Evet ölüyorum ;ama ağlama ,sen ağladıkça daha fazla yaralanıyorum.Daha güçsüzleşiyorum...Kapı açıldı,kim geldi acaba? Sevgilim, işte bak unutkanlık yine eski sevgilim burada....Annem sildi gözyaşlarını, hala umutla söz ediyor ona..İyileşecekmişim.Ne garip değil mi buna ne ben ne de o inanıyor. Annemde yalancı aslında... Tıpkı benim gibi.. ama bu kötü olduğunu göstermiyor. O benim öleceğimi bilse bile konduramıyor.Anne sonuçta.suçlamıyorum onu ama ..Ama keşke inansaydık ikimizde.

 

 

Ne kadar geç birçok şey için. Gözlerini gözlerimde hissetiğimde içimin eridiği sevgilim beni terk ederken nasılda yanmıştı canım .Ama şimdi ki kadar değil.Hiç bir acı gerçekten ölürken çektiğimiz kadar acı değil inanın. Yada inanmayın siz bilirsiniz zaten o an geldiğinde tıpkı benim gibi anlayacaksınız sizde ve sizin içinde tıpkı şu an benim için olduğu gibi çok geç olacak...

 

Elimi tutuyor beni sevdiğini söylüyor.Cevap veremiyorum.Oysa ki bu sözü duymak için kaç gece dua etmiştim.

 

Gerçekten acı çekiyor mu acaba?Ne önemi var ki..Aslında var mı bilmiyorum.Yani acı çekmesini istiyorum sanırım. Ama bu piskopatlıktan değil?Sadece değer verdiğini hissetmek istediğimden sanırım.Yoksa acı çekmesin asla.Onu seviyorum ben yanmasın canı...

 

Ama şimdi biraz olsun üzülüyor ya hani şey diyorum değer vermiş aslında seviş beni...

 

Sevmiş mi gerçekten?Yada bu çektiği şey acımaktan mı bana?

 

 

Ne fark eder ki ben öldükten sonra başkası olacak hayatında. Belki evlenecek.Ne tuhaf kıskançlığım büyüyor gitgide.Seveceği insan beni anımsatacak mı acaba?Yada evlendikten sonra ara sıra da olsa hatırlayacak mı beni.Belki kızı olur,benim adımı koyar.Koymasın ,yok yok koymasın adımı.Bizim kızımız olmadıktan sonra,onun kalbinden ben silinip sadece acı bir hatıra olduktan sonra ne önemi var ki ara sıra hatırlamasının beni? Yada koysun offf ne bileyim...İstediğim tek şey aslında gerçekten sevmiş olması beni?Bunu bilsem ondan sonra rahatım.Yani evet değilim ama olsun yine de biraz olsun içim şu ölümlü halimle mutluluk kaynağı olurdu bana.

 

Alnımı öptü yine.Gitme vakti sanırım...

 

Seni seviyorum...

 

Ben de seviyorum

 

Ama duymuyor bile beni.Bak dönüp ardını gitti bile işte.En azından annem burada.Kardeşimle konuşuyor.Yolda oda.Ne çok özledim.Gelse de şöyle sıkı sıkı....

 

Sarılamasam...

 

Kardeşimin kep törenini göremeyeceğim. Tamda bu sene mezun olacaktı.Bak şimdi onu bile sevinçle yaşayamayacak.Ablası ölüyor çünkü. Damat adayını bile göremedim.Halbuki ona kardeşime iyi bakmasını söyleyecektim.Olaya baki o beni çaresiz bir halde görecek şimdi. İyileşsem bile kale alır mı beni.İyileşeyim de almasın.düşündüğüme bak.

 

Kardeşimi görmeden ölmesem bari.Allah’ım sen yardım et.Nefesim daralıyor ,biliyorum az kaldı ama en azından onu görsem...

 

 

Ölüm anı nasıl olucak acaba? Ölmende önce birkaç söz söyleme hakkım olsa ne güzel olurdu.

 

Ne mi derdim...

 

Tek kelime...

 

Sizi seviyorum...

 

Bu yetmez mi,aslında yeter...Çünkü ölürken anlatmam gereken hiçbir şey yok, sevdiğimi son kez söyleyeyim yeter.

 

Akşam oldu bile ne çok düşünmüşüm,babam kapı önünde bekliyor,annem kapıyı açtığında başını içeri sokup bana baktığını hissediyorum.Gözyaşları benim içime akıyor çünkü.

 

Babacım gel,uzak durma bak az kaldı gitmeme.Gel şöyle doya doya bak kızına.Gerçi pek bakılcak bir halim kalmadı ama olsun...

 

 

Melike...

 

Kim gelmiş...

 

Duydular...Sonunda...

Ama,o zaman...

Tekrar çıkar mı acaba sesim?

 

Melikem...

 

Ablacım ben geldim bak sana çikolata da aldım.Artık iyileşince yersin yasakmış...

 

Gözlerini yeni silmişsin nasıl da belli.Yol boyunca ağladın mı sen.

 

Anne gülümsüyor ablam

Evet,seni özlemiş belli.Konuşamıyordu bile.Bu iyi...

İyi değil mi?

Evet iyi...

 

 

Kaç saat oturdu yanımda Melike bilmiyorum.Doktor gelip bir kişinin kalması gerektiğini söylediğinde vurabilirdim onu.Babam kardeşimden aldığı güçle yanıma gelmişti.Ablam , annem hepsi buradaydı.Zaten ölücem ,bıraksana be adam.ama yok ,doktor ya...

 

 

Ablacım ben kapıdayım...

 

 

Nefesim daralıyor.Sanırım son dileğimde gerçekleşti diye gidiciyim iyice.Kardeşimi de gördüm değil mi Azrail efendi.Eee sesimi de duydular,ama bari baştan söyleseydin de, sevdiğimi...

 

Hııııhhhh....ıhhhhhhhh...

 

Söy...le...

 

Kızım,yavrum.

Doktor....

 

 

An...gitm...

Hıııhhhhhh...

Elimi.tu..ıı

 

 

 

 

 

 

Tamam bırakmıyorum elini..

Doktorrrrrrr....

 

..

........

 

Yine konuşabiliyorum,evet ,nefes zorluğum gitti bir anda.Bu sesler ne...

 

Melike,kardeşim ağlama...

Annem nerede,anne...Anneeee...Anneeee.

Babacım ,gözyaşların sicim gibi.Ağlama n’olur.Ağlama baba,ağlama dayanamam ,n’olur ağlama...

Abla...Ablacım bak düzeldim...Sende mi ağlıyorsun,iyi ama neden.Ağlamasana geldim bak,iyileştim.

 

 

Ne kötü bir durum bu bilemezsiniz , çünkü acıdan ölüyorum demek gerçekten ölmeye benzemiyor bunu şimdi anlıyorum.Ablam ,babam ,kardeşim herkes bir köşede.Annem bir yatağa yatırılmış.

 

Gücü kalmamış çünkü öldüm…

 

Nefes alıyorum derken aslında almadığımı fark etmem çok geçmiyor;önümden beyaz örtüler serilmiş cesedimi geçirirken kardeşim sarıldığında ve ablam aynı şiddetle koştuğunda bana babam kalbine götürüyor elini.

 

 

Suskunum,uysalım...Kızım...

 

 

Sevgilim koşarak girdiğinde hastaneye sadece bakakalıyor bedenime. Melike neden sonra gidip sarılıyor ona.ayrıldınız da iyi mi oldu bak,ne kadar ömrünüz var ki yaşayacak.Madem seviyordun neden gittin...

 

Canım kardeşim.Sorulacak sorular için bile o kadar geçki...

 

 

Ve işte ölüm..Ölümün acısı...Canım acımıyor,yani öyle bildiğiniz acılardan değil hissettiğim.Bedenim önümde ve ablam,kardeşim hıçkıra hıçkıra ağlıyor,babam bir köşeye yığılmış.Annem kendinde değil,

 

 

                                                           Sizi seviyorum...

 

Diyorum ama duymuyorlar.Canları yanıyor..Ama benim kadar değil. ve bu onları son görüşüm.

 

 

 

İşte acı...

İşte gerçek acı...

 

 

 

 

 

 

 

Meral BİLGİÇ

05/10/2007

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Mayıse 15, 2007 - Git Uzaklara

Kategori: Yanilsamalar___

Yine başladı yüreğimdeki gitme sevdası. Gene kırıldı yüreğim insanların sevimsizliğine de kapattı tüm kapılarını; bu kez son, açmak yok diyerek ve yapamayacağını bilerek. Bir yerlerde huzur bulacağım bir ev vardır mutlaka düşüncesi kavuruyor içimi… Tutturmuşum yol türkülerini çoktan, biraz daha cesaret toplamaya çalışıyor bedenim.

 

Beynim,tekrar yeni yüzler görmeyi, insanları yeniden tanımaya çalışmayı kaldırabilir misin?Diye soruyor yüreğime.


Tekrar her şeyi unutup, yeniden başlamaya hazır hissediyor musun kendini?Diyor sonra..

 

Kalbim başı önde sadece söylenenleri dinliyor.

 

İnsanları tanıdıktan sonra tekrar kırılmaya, tekrar kanamaya hazır mı peki yaraların? Gene kanamaya razılar mı delice? Canının acımasına, özlemini duyduğun yeri, sürekli arayıp dururken orada da bulamamaya hazır mısın peki?Diye ekliyor kelimeleri, yüklendikçe yükleniyor beynim kalbime.


Peki ya nereye gideceğine verdin mi bir karar bakalım?Bu sefer hangi sıcak şehirde üşümek istiyorsun ve hangi kalabalık şehirde yalnızlık çalacak kapını her zamanki gibi delice? Hangi şehirde, insanlar seni anlamayınca kapatacaksın kapılarını da, gitmeyi düşüneceksin yeniden? Sürekli düşlediğin huzuru bulabileceğini mi sanıyorsun bu dünyada hala?..Bu gözlerindeki yaşlar dinecek mi sanıyorsun.Beynim durmadan konuşuyordu.. Hiç durmadan, hiç nefes almadan soruyordu sorularını bir bir. Yüreğim ise boynu bükük dinlemeye devam ediyordu sessizce. Karşılık veremiyordu çünkü biliyordu doğru olduklarını.Beynim
devam ediyordu gerçeklerden söz etmeye.

 

Gitmem gerek diyorsun durmadan, hiçbir şey söylemeden, telefonumu kapatıp yalnızlığımı da alıp yanıma gitmem gerek. Belki bir sahil kenarında , hiç tanımadığım birinin omzunda ağlamalıyım sabaha kadar.Belki çıplak ayaklarla koşmalıyım kumların üzerinde… Özgürlüğü hissedene kadar tenimde.. Evet bunları diyorsun sessizce biliyorum… İyi de neden.. İyi de nereye kadar diyorum bende?


……………….


Bu hüznü ne zaman yok edeceksin söyler misin bana? Ne zaman yeneceksin şu lanet duygusallığını? Ne zaman güçlü olacaksın hayat karşısında?Ben güçlüyüm zaten deme boşuna, polyannacılık oynamayı bırak artık. O bir çizgi film sadece ve sen gerçek hayatın tam ortasındasın unutma asla.Gerçek hayat tüm acımasızlığıyla yüklenmeye devam edecektir sana, tüm kötülükleriyle çıkar karşına… Cesaretini kırar, hayallerinle beslenir hayat dediğin şey..Ve tüketir onları zamanla.Bak..Bak başladın gene ağlamaya. Ağlama, büyü birazcık. Ufacık bir şey de dökülmesin onlar. Bu kadar kıymetsizler mi senin için de
akıtıyorsun durmadan? Hani söz vermiştin, artık kimsenin yalanları yüzünden akıtmayacaktın onları? Hani üzmeyecektin kendini, hani güvenmeyecektin hiç kimseye?Yapamadım diyorsun, elimde değil.. Biliyorum..Biliyorum ama madem yapamıyorsun, ağlama da aynı zamanda. Bu daha da güçsüzleştirir seni..Daha da yıpratır, daha da kanatır yaralarını.. Bırakağlamaya..Gitmeyi düşünmeyi de bırak artık. Gittiğin yerde de oyunlar olacak, yalanlar dolanlar dolaşacak sokaklarda. Boşuna uğraşma, boşuna söyleme yol türkülerini. Kal bulunduğun yerde ve kes ağlamayı. Çocuk değilsin anla.Büyüdün artık.Kalk ve ilerle.Kalk..Kalk...


Beynimle yüreğimin girdiği bu sürtüşme ilk kez olmuyordu elbette. Ve ben bu çelişkileri ilk kez yaşamıyordum benliğimde…


SONUÇ..


Beynim, büyü diyor sürekli ruhuma;
Yüreğim ise git…

Git uzaklara…




Meral BİLGİÇ

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ne geliyorsa içinden, o dökülür kaleminden.

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım