Aşk her zaman vardı...

Haziran 28, 2009 - Kimsiz

Kategori: __KiMSiZ__

img134/9278/68052987mi2.jpg





Beşiktaş'ta eskiden çay bahçelerinin bulunduğu duvara çöktü genç kız. Uzaklarda bir yerlere daldı ve gözlerinden akan bir damla yaşla gülümsedi gökyüzünde hareketlenen bulutlara.

 

-Hiç vazgeçmiyorsunuz değil mi? Hiç vazgeçmeyecek ve terk etmeyeceksiniz beni...

 

Elini göğsüne koydu, kalbini hissetmiyordu.. Sökülmüştü de sanki yerinden, tekrar gidip almaya gücü yoktu. Parça parça akıyordu hüznü denize, deniz çalkalanıyor bu kadar acıyı kabul edemem dercesine atıyordu geri genç kızın bedenine. Tekrar tekrar ağlamayacağım diyerek siliyordu gözlerini ya hani, yine de dinlemiyordu onu gözyaşları... Sicim gibi akıyordu, ince ince ama yangın yerine çevirerek dört bir zerresini.

 

-Nedenlerle uğraşmaktan bıktım Allah'ım...

 

diyerek bağırdı , sabit karşıya bakıyordu ve birden gökyüzüne çevirdi başını...

 

-Yoruldum anlıyor musun, yoruldum. Tam mutluyum diyorum ve birden puffff her şey bir şakaydı diyorsun bana. Neden demekten, ağlamaktan,acı çekmekten öyle yorgun düştüm ki..

 

Sonra birden yaptığının farkına vardı. Bu sefer hıçkırmaya başlamıştı...

 

-Özür dilerim, özür dilerim niyetim isyan değil sana. Sen hep iyisini bilirsin , hani doğrusunu bilirsin ya... Bu acı öyle farklı ki, biliyorsun işte ne kadar yanıyor ruhum. Her sabah uyandığımda kalbim yerinden sökülmüş gibi acıyor canım. Sonra odamın dört bir yanından parçalarını topluyorum ben; oyuncaklarımın üzerinden,kurumuş çiçeklerden...Hepsinden parça parça toplayıp yerleştirmeye çalışıyorum tekrar ama olmuyor... Olmuyor işte... Geçecek, elbette geçecek ya şu zamanın acımasızlığına dayanamıyorum. N'olur sen bul bir yol bana...

 

Sustu, birden kesildi ağlaması... Tek değildi artık birileri daha gelmişti bu nedenle sustu. Telefonunu aldı derken eline...

 

İsimler sırayla geçiyordu gözünün önünden ve o daha bir düşünmeye başladı baktıkça telefon rehberine.

 

Kimsesiz değildi o,tam tersi çevresinde hep olması gerekenden fazla insan vardı. Asla dinlendiğini düşünmediği insanların arasında sürekli kaçabilme umuduyla yaşardı.

Ara sıra kasabalara bakardı nereye gidebilirim, ne yapabilirim diye.

Kimsiz'di o, gitse kimse üzülmezdi ya sorun gitmekteydi.

Aslında sorun gitmekte de değildi, sorun ilk defa kimsiz hissetmemesindeydi kendini.

Yani o varken, o gitmemişken...

 

Telefonu çaldı tamda düşünürken bunları genç kız, red etti… Sonra tekrar çaldı, tekrar red etti. En sonunda kapattı telefonunu… Kalktı oturduğu yerden ve yürümeye başladı. Her adımında biraz daha uzaklaşmaktı amacı sevdasından. Her adımında biraz daha kaybolup gitmekti aslında istediğin. Herkesi silmişti listesinden, onu hatırlatacak herkesi silmiş ve görünmez bir kimliğine bürünüp yeniden başlamaya karar vermişti ya sadece vermişti.

 

Bir adım atıyor düzeleceğim diyordu, diğer adımında nasıllarla boğuşuyordu…

Bir adım… Unutucam seni..

Diğer adım… N’olur dön geri…

Bir adım… Biti, sen daha önce de yoktun ki hayatımda..

Diğer adım.. Neden…

 

 

Her adımda bir şey vardı söyleyebileceği ama sadece o kadardı…

Yürürken ardında bırakıyordu ruhunun izlerini. Biraz daha belirsizleşiyordu her adımında ve bu nedenle çok duraksadı , geri dönmek istedi ya genç kız dönemedi… Yediremedi gururuna, bir sefer olsun hiçbir şeyi belli etmeyip güçlü olmayı seçti…

 

Gitmesen, gitmesek yada…

Kalsak sevgili hani, eskisi gibi kalsak…

Eski zaman dilimlerinden birine hapsolsak ve hiç çıkmasak

Hiç kaybolmasak…

 

Susturdu dilini, yazmamaya söz vermişti çünkü… Yazmayacaktı bir daha asla almayacaktı kalemi eline ya bu yüzden sustu ve hızlandırdı adımlarını, saymadan bu sefer…

 

Sanki son treni kaçıracakmış ta yetişmek istiyormuş gibi koşturmaya başladı…

Ve birden duraksadı yolda, bulduğu ilk banka çöktü ve kimse yokken hazır tüm güçsüzlüğünü çıkardı ortaya…

 

Ağladı…Ağladı…Ağladı….

 

Meral BİLGİÇ

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Haziran 18, 2009 - Hadi Sev Beni..



"Hadi beni sev, hadi sev beni..."

Bu sözler Malatya'da , kimsesiz olduğu için yurtta kalan bir çocuğun ağzından çıkıyordu.Yanında kim vardı görülmüyordu, ama O,

"Hadi beni sev..." Diyerek sevgi dileniyordu.

Canım öyle acıdı ki bu sözlerle... Bu sözler öyle garip etti ki yüreğimi...
"Ne yapıyoruz biz?" dedim kendi kendime...

Haberin devamını izlemek kalp gerektiriyordu insana.. Sağlam bir kalp gerektiriyordu... Sapasağlam bir kalp....
Ağlamadan izleyebilmek için, yüreği yanmadan, umursamadan, umursasa da lanet etmeden, üzülmeden seyretmek için sağlam bir kalp gerekiyordu herşeyden önce...
O kalp bende hiç olmadı ve beynim bunu en iyi bilendi... Bu yüzden istemedi izlemeyi ; ama yüreğim izlemeliyim diyordu durmadan... Acı çeksemde, kanasam da inatla izlemeliyim... Bu insanlar gibi olmamak için izlemeliyim diyordu beynime...

O sağlam kalp bende hiç olmadı biliyorum ama kalbime söz dinletemiyordum... İnatla bakıyordu gözlerim ekrana...

Her karesinde birileri vurdu beynime, her izleyişimde biraz daha kanadı yüreğim...

...........
.................
........................

Çorapları çıktı diye ayağından, dayak yiyen çocuk gözüktü önce ekranda..Hiç acımadan vuruyordu kadın..
O çocuğun gözlerindeki korkuyu gördü gözlerim...
Sonra yaramazlık yapan iki miniğin muzur gülüşlerinin arasına girdi başka bir kadın... Kulaklarından tutup hiç acımadan, sertçe vurdu başlarını birbirlerine. Daha dört yaşında ha vardı ha yoktular oysa onlar...
Kahkahaların yerlerine ağlamalar geçti o ekranda ve başlarının acısını duydum başımda... "
Benim canımı bu kadar yakmışken,onların...."
Demeye kalmadı bu sefer ağlıyorlar diye yedikleri tokatlar gözüktü ekranda...
O acımasız kadının sesini duydu yüreğim..
Yatakta gözleri açık yatan ve annesinin hayaliyle belki de, gülümseyen uzaklara bir minik vardı televizyonda... Bu yüzden dayak yiyordu çocuk, gözlerini kapamadığı için canını yakıyordu o kadın ve dayak attığı yetmiyormuş gibi küfürde ediyordu durmadan...

İlk kez lanet etti bir insana dilim.İlk defa bela çıktı ağzımdan pişmanlık duymadan...Ve o insan daha ettiğim lanet son bulmadan başka bir yavruyu savuruyordu yatağa...

Suçu mu neydi?.. Ne önemi vardı?..Bir damla bebeciğin yaptığı her ne ise bu cezayı hakeder miydi?
..........
.................
....................
Allah'ım neydi bu? Neydi bu Rabbim?... Bunlar insan mıydı gerçekten?
Eğer bunlar insansa al yüreğimi benden...Bu bedende yaşamak istemez ki ruhumBu bedense beni onlarla bir tutup insan eden, düşünme al insanlığımı elimden...

Nerede hata yapmıştık bizler?... Daha hiçbirşeyin farkında olmayan yüreklere hangi hakla dayatmıştık bu acıları? Bu çocuklar bize ne yapmıştı ki veya neyi haketmişti ki yürecikleri, çektiriyorduk onlara tüm bunları?

Bir çocuğun çorabını çıkarması nasıl bir külfet bırakıyordu üzerimize? Bin kere çıkarsa bin kez giydirilmez mi o çorap minicik ayağa? Çorap olmaz mı insan o bir sıkımlık yüreğin uğruna?
Altını ıslatmış..Varsın ıslatsın ne gerek var tokatlamaya?... Canını yakmaya ne gerek var küçücük çocuğun?...Zevk vermez mi onun ıslattığı çamaşırları yıkamak insana? Hele tuvalete gitmeyi öğrendiğinde ve ilk kez gösterdiğinde tuvalete gittiğini büyük bir gururla, dünyanın en mutlusu olmaz mı insan, gülmez mi yüzü acaba?
........
...............
......................

"Kurban olurum ben size..."

Derken sessiz sedasız ; ekranda hala aynı kadının işkencelerini izliyordu gözlerim..
Belki duygusallığımdan, belki de... Ne bileyim her hangi bir nedenden , gene küçük yağmur damlaları belirmişti yüzümde...
Her çocuk ağlamasında daha fazla aktılar ve her tokat sesinde daha da parçalandı yüreğim...
..........
...............
......................

Bu çocuklar büyüyünce ve birer cani olunca başımıza hangi yürek suçlayacak onları?... Hangi vicdan şerefsiz diyecek ardlarından?...Suç gerçekten onların mı olacak yoksa...Yoksa onları bu hale sokanların mı soruyorum size...

Peki ya bizler ne yaparız, ne yapabiliriz tüm bunlara karşı?

Geçen gün gönüllü olmak istiyorum dediğimde , hayır cevabıyla birlikte kapamadılar mı kapıyı yüzüme? Neden sabırlı olamazsın diyip kabul etmediler yüreğimle birlikte beni?
Halbuki ben sabrımı ölçmek için gitmiyordum ki yanlarına...
Çıkan çoraplarını giydirmek için gidiyordum oraya, bir kez değil bin kez yıkamak için, oyunlar oynamak, yaptıkları muzurluklara birlikte gülmek için gidiyordum yanlarına.. Başkalarından sevgi dilenmelerine izin vermeden sevgi vermek için olmak istiyordum orada..
...........
................
....................

Nerede hata yapmıştık bizler?.. Neredeydi onlarda ki hata?...

Gerçekten onlar mıydı suçlu olan yoksa dayak atanlar mı durmadan?... Yada gönüllü olmak istiyorum diyenlere , gençsiniz cevabını yapıştırıp kapıyı kapatanlar mıydı gerçek suçlu hayatta?...

Neden bu insanlar yakarken canlarını , ben çaresiz kalakalmıştım ekran karşısında?
Ve neden o çocuk ,inatla, gizli çekilmiş bir kareden haykırıyordu dünyaya?....

"Hadi beni sev, hadi sev beni..."

26/10/2005
Meral BİLGİÇ...
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Haziran 12, 2009 - Neler Oluyor?

gül resimleri

Neler oluyor diye sormadığımız ve sürekli ölüm haberlerini okuduğumuz bir vicdansız zaman dilimindeyiz ne yazıkki. Vicdansızlık zamandan öte bizlerde maalesef. Neler oluyor bize diye soruyor ama cevabını duymak bile istemiyoruz. Cevabına tahammülümüz yok çünkü en masumumuz bile suçlu aslında...

Her gün, yarım saat önceden işyerine gider aldığım üç farklı gazeteyi (halbuki haberler, başlıklar hep aynı nitekim köşe yazarları farklı) okumaya koyulduğumda hep aynı soruyu soruyorum. Bizler bu denli çıldırmışken çözüm yolu ne olmalı?

Sokakta yürürken birinin beni öldürmeyeceğini nasıl bilebilirim bu saatten sonra, ki geçen birkaç gün içinde yolculuk eden bir üniversite öğrencisi (matematik bölümü) ön koltukta oturan adam sırf horluyor diye yaşama hakkını elinden alarak boğazını kesebiliyor.

Bir çocuk dondurma için kendini asıyor yada öyle deniyor. Başka bir çocuk 11 yaşında annesini öldürüyor, tabii bu arada satanist eğilimler gösterdiğini unutmamak gerek. (Düşünüyorum da ben 11 yaşındayken okula gitmek, okul bahçesinde koşturmak dışında birşey bilmezdim.) Unutmamak gerekiyor, bu küçük kız tvde; haberlerde 12 yaşından küçük bir çocuğun, birisini öldürse bile ceza almayacağını öğreniyor. Ve ablasına da laf arasında bunu anlatıyor. İçinde satanistlik belirtileri olsa dahi, ne kadar zeki olduğunu da unutmamak gerek.

Başka bir genç kız, erkek arkadaşının kurbanı oluyor ve en ince ayrıntısına kadar herşey anlatılıyor. Yine etkilenecek çocuklar düşünülmeden, ruhları sapmışlar not alır diye düşünmeden, en önemlisi ise annesinin içi erir diye düşünmeden,okurken evladının nasıl öldürüldüğünü.

Çoğu insanın yoksulluk sınırı altında yaşamaya çalıştığı ülkemizde, zaten ruhsal anlamda sağlıksız bir milletken, herşeyin haberini yapma hem de en ince en acımasız yönlerine kadar yapma eğilimizden biraz daha dibe batıyoruz sanki.

Haberler hem yeni canilere yol gösteriyor hem de kaçmış olanlara bak seni buralarda arıyoruz diyor. Bir yandan da haberler verilirken aileler aman benim çocuğum etkilenmez diyerek oturup hep beraber izliyor.

Düzen getirmeli bir an önce, bir an önce çare bulunmalı. Yoksa kıyamet alametleri demeye gerek yok, kıyamet kopuyor aslında. Birbirimiz katlediyoruz, kendi canımızdan insanları yok ediyoruz.

Bir şekilde psikolojik tedaviler ücretsizleştirilmeli belki, belki anneler babalar bilgilendirilmeli ve her çocuk en az altı ayda bir aslında her fert en az altı ayda bir psikoloğa görünmeli.

En önemlisi ise yukarıdakiler birbirleriyle sözlü baş kol kesmek yerine uzlaşıp bu düzeni değiştirmeli..

Ama nerde...

Yarın yine üç gazete ve yine bir çok ölüm haberi okuyacağım ve bir sonraki günde... Bir sonraki günde... Belki bir sene sonra da ve belki yolda yürürken bir ruh hastası arabasında ilerlerken, şu kadına bir çarpayım bakalım nasıl ses çıkaracak diyerek yaşama hakkımı alacak kim bilir?

Hepimizin başına gelebilir, şu bana dokunmayan yılan bin yaşasın duygusundan çıkıp hareket etmeli artık...

Yazacak çok şey var, varya öyle üzülüyor öyle sinirleniyorum ki artık, sanırım en iyisi biraz durmak...

Meral Bilgiç
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kategoriler

  • __KiMSiZ__
  • Aile - Sebebi Hayat...
  • Korkuyorum...
  • Onlar Bizim Çocuklarımız...
  • Videolar...
  • Yanılsamalar...
  • Öyküler...
  • İnsan ve Aşk'a dair...
  • Şehitlerimiz...
  • Arkadaşlarım