Aşk her zaman vardı...

Haziran 18, 2009 - Allah'ta mı bizi sevmiyor abi?

http://fc05.deviantart.com/fs16/f/2007/131/f/7/bugs_bunn_eye_by_mediocre_matt.jpg


Bir ranzanın üstünde uyumaya çalışıyor çocuk. Yağmur pencereye vururken, buğuya yazı yazmaya çalışan kendinden yaşça küçük Mehmet’e takılıyor gözleri.



Mehmet’in gözünde bir hüzün, Mehmet’in gözünde bir eksiklik... Buğuya çöp adamlar çiziyor kendince. Sonra gülümsüyor, Can’a dönüyor derken…



-Bizim neden ailemiz yok abi? Diyor sesi titremeli…



Can cevap vermiyor…

Veremiyor…

Büyürken hepsi böyle düşünüyor biliyor.

Büyüdükçe ise soruları bırakıyor, hesap sormaları… Annem neden yok diye sormuyor gün geçtikçe o ranzalarda büyüyen çocuklar…

Gitgide kalbi sevgisizliğe inanıyor… Ve aslında içinde hep o eksikliğin yarattığı boşlukla, uyuyamıyor.



Mehmet bakıyor Can’a…



-Neden anne kokusu nedir bilmiyoruz bizler, neden baba korumacılığı nasıl olur bilmiyoruz? Sen gördün mü aileni abi? Diyor tekrar…



Can’ın içinde bir volkan patlıyor aniden… Küçüklük halleri geliyor aklına… Bir baba dilediğini hatırlıyor en çok… En çok onunla maç yapmayı hayal ettiğini düşünüyor. Gözleri doluyor ama yine de susuyor…



Mehmet anlamıyor, anlamadığı gibi daha da bir sarıyor hüzün… Sustukça hıçkırıkları duyuluyor… Ve son sorusu Can’ı yüreğinden vuruyor…



-Bizi neden kimse sevmiyor abi?

-Ben seni seviyorum yetmez mi? Diyor ranzasından inip aşağıya yaşı küçük kendi büyük adam...

Sonra camdaki resme takılıyor gözleri…



Bir çöp adam, bir çöp kadın ve ortada bir çöp çocuk. Gülüyor Can…



-Bu sen misin diyor?Başını sallıyor Mehmet… Yüzünde bir acı…



-Allah’ta mı sevmiyor bizi abi? Diyor…



Can kızıyor…



-Olur mu öyle şey diyor, sevmese bizi yan yana getirir miydi diyor bakarak. Sonra pencereye gidiyor eli… Kadını siliyor…



-Bak diyor usulca… Çöp adamı gösteriyor, ben hep yanındayım diyor… Ve bu resmi yapmamızı sağlayan Allah’ta yanımızda ve bizi çok seviyor…



Meral Bilgiç
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Haziran 13, 2009 - İçinizdeki Küçük Çocuğu Kaybetmeyin...




Her insan belli bir yaştan sonra,
"hep çocuk kalsaydım keşke."
Der, her insan özler çocukluğunu... İster kötü ister güzel geçsin çocukluk dönemi; gene de çocuk saflığıyla yaşamak ister hayatını.
Nedendir bilinmez küçük bir çocukken ve daha annemiz elimizden tutup parka götürürken bizi oyun oynamaya; en büyük hayalimizdir büyümek ve kocaman bir adam olmak...
Düşünsenize bir kere o günleri...Hep büyüklere özenerek oynamaz mıydık oyunlarımızı? Öğretmencilik. ..Evcilik. ..
"Hadi bana komşu gel."
Derdi arkadaşım, annesinin yeni aldığı oyuncak fincanları göstererek. Büyük bir hazla yapardı yalancıktan kahvelerimizi. Sonra tipik sorular sorardık gülerek birbirimize;
"çocuklar nasıl?",
"çayın bitmiş bir tane daha ister misin?",
"yok ben kalkayım, yemek yapacağım daha.bana da gel."
Diyerek iç çeker, bir an önce büyümek için dualar ederdik. Böyle giderdi,hepimiz için, küçüklerin hayalindeki büyüklük halleri ve onları örnek alarak yarattığımız çocuk tiyatrosu...
Hep büyüyünce ne olacağımız sorulurdu da büyük bir gururla cevap verirdik.
"Doktor olacağım yok yok öğretmen..."
Her an bir meslek değiştirebilen başka hangi insanoğlu var çocuklardan başka?
Ne güzeldi o dönemlerimiz öyle değil mi?Ağladığımız yada korktuğumuz zaman babamızın güvenli kollarında huzur bulmamız, annemizin şefkatli kollarında, onun kokusuyla uykuya dalmamız...Ne güzeldi kardeşimizle yaptığımız oyuncak kavgaları.. Bir oyuncağı bile paylaşamazken , başka biri ona zarar vermeye kalktı mı nasılda koruma altına alır yada alınırdık kardeşimiz tarafından.
…………
…………
Ve... Ve...Zaman.. .O günlerin, deli gibi büyümek istediğimiz zamanın hızla akıp geçmesi, zamanın bizi yenişi...
Düşünün bir kere hangimiz kendimizi çaresiz hissettiğimiz zaman, iki büklüm olup cenin halini almıyoruz.Bir an için annemizin güvenli karnında olmak istemiyoruz. .Hangimiz ağlarken anmaz annesinin ismini yada duymak istemez onun şefkatli sesini? Babamızın güvenli kollarına sığınmak için neler verebilirdik acaba o anlarda?..
O kadar kaptırmışız ki kendimizi büyümeğe, büyüdüğümüzü anladığımızda çok geç olmuş belki de...

Peki şimdi yapabileceğimiz sadece,
"keşke çocuk kalsaydım."
Demek mi acaba?
Hayır, tabii ki değil; çünkü çocuk saflığıyla yaşayabilmek, yüreğimizdeki çocuğu çıkarmak kendi elimizdedir her zaman.
Lunaparka gidip de atlı karıncaya binmeyi deneyin mesela...Yada bir gün toplayın bütün arkadaşlarınızı saklambaç oynayın gecenin bir vakti çığlık çığlığa...Hayır..Hayı r..sakın utanmayın bunları yapmaktan, sakın utanmayın sizi mutlu eden bu şeylerden..Size tuhaf tuhaf bakan gözlere de aldırmayın, emin olun ki onların bakışlarının nedeni ayıplamak değil, bir nevi,
"keşke bende yapabilsem."
Düşüncesidir,siz mutlu olacağınız şeyleri yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin.. En önemlisi de yüreğinizi o çocuktan uzak tutmayın..Hep sevin, sevilin, gülün ama; bir çocuğun kalbinin şeffaflığıyla yapın bunları...Böylece de daima mutlu olun...
Hem düşünün 70 yaşına da gelseniz hala biricik anne ve babanızın küçük yavrusu değil misiniz?

Yüreğinizdeki küçük sizi hep yaşatın ve hep yaşayın...



Meral BİLGİÇ
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Haziran 4, 2009 - Allah'ta mı Sevmiyor Bizi Abi?

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ne geliyorsa içinden, o dökülür kaleminden.

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım